-
aşağıda, yayımlamaktan vazgeçtiğim bir kaç yazı vs. var.
20 küsur tane falan sanırım, “May 8, 2012” tarihli görünüyorlar.bilmiyorum, oldu öyle…
-
bir konuyla ilgilenir, araştırır, öğrenir, düşünürsün ve başka bir konuya başlarsın. yıllarca… tekrar… tekrar…
ama etrafındaki, seni aynı kendi gibi gülümsüyorsun, üzülüyorsun, sinirleniyorsun, yemek yiyorsun ve sıçıyorsun diye seni değersiz, kendini değerli görmeye devameder -
yutkunamamanın tekrar öğretilmesi…
-
(sevgi sanmak - düzenle) sana itici gelmeyen birisinin sana sarılması öpmesi yanında oturması vs. senin hoşuna gidebilir, memnun ve mutlu hissedebilirsin…
…bu o insanın seni sevdiği anlamına gelmez, onun da hoşuna gittiği anlamına gelir malve bu da seni değerli görenler için
-
Eric Clapton / Change the world
-
düzenle
estetik değerlere hakim olursak estetik değer içermeyen ya da az içeren şeyleri basit ve değersiz görebilir, hiç çaba göstermeden, içinde yaşadığımız hayatımsıda bulunan nesneleri daha fazla estetik değerlere sahip nesnelerden seçebiliriz. dolayısıyla hayatımız bir çok zaman tüm ya da çoğu duyu organlarımızın sanatla alakalı şeyleri algılamasıyla geçebilir.
konunun teknik olarak “sanat eseri diye bir şey yoktur; sadece sanatsal öğelerin bol olduğu yapıtlar vardır”la sonuçlanması gerekiyordu ; ama…
çok uzayacak konu ve kanaatimce böyle bir sonuç gereksiz ve sıkıcı olur. benim gelmek istediğim sonuçsa; “sanatla iç içe olan bir hayatın daha çekilebilir olduğu”dur. böyle olursa hepimiz bu boş ve gereksiz hayatta intiharı geciktirebiliriz… hatta hiç kanıt olmamasına rağmen tanrının varlığına bile inanabiliriz ve bu bizim için çok büyük bir sığınak olur ya da inanamazsak, kendimize birini tanrı modeli olarak belirleyebiliriz. iş görür, merak etmeyin. pek bir şey fark etmez.
öldükten sonra arkada bırakılacak eserlerle anılmak sonucuna varan mantık dışı bir hayat sürme kararı yerine, yaşarken sanatsal öğelerle iç içe ve çekilebilir olan bir hayat sürme kararı asla bencilce değil, aksine; olması gerektiği gibi mantıklı ve tabii bir karar olur.
hem belki böyle bir hayatın üzerine aşkı bulup, bu olmasının hiç bir anlam ifade etmediği hayatlarımızın üstüne güzel bir cila çekebiliriz… nasıl olsa, ne karakterde olursak olalım asıl yaşama sebebimizden kaçmayız. - hayır, asıl yaşama sebebimiz aşk değil. aşk; asıl yaşama sebebimizin bir getirisi. asıl yaşama sebebimiz; “öleceğimizi pek hatırlamamamız…” -
-
ne bok yersen ye; ama “Sen kimsin ki ya?” deme kimseye
-
sığ’ır
-
mood disorder
-
…ve insan ne olduğunu, kim olduğunu unutmamalı/ unutamamalı.
-
insan kendini kandırmamalı… yaptığı, yapmak istediği, düşündüğü şeylerin kendi üretimi olup olmadığını kontrol etmeli. kendi üretimi mi yoksa öfkesinin, duygularının, kuralların vs. üretimi mi
-
iyi ki doğdun, iyi ki doğdun…
“…iyi ki doğdun saalaaak!..”
edit: hayatımdaki en iyi hediyeyi aldım. teşekkür ederim.
-
where is my mind - pixies
-
aşk var mıdır?
birine duygusal olarak bağlı olmak, onu kendin gibi sevmek, en fazla ona değer vermek…hah! aşk yok.
…ama eş seçmek, eşine değer vermek, onunla eş olmak…